kar yağsa da uzansak o uzun gecelere

“öhü öhü öksürük”

hep böyle sendeler misin mevsim geçişlerinde
hatırlar mısın bilmem
ağustos ne de güzel kokardı eylül gelmeden önce
tadı, kokusu, ruhu… kalmadı hiçbir şeyin.
tezeğin bile,
kavgasını veremeden yenildi,
gâvurun gübresine

bir at ikiye bölüyor şehri dörtnala
pardon katırmış bu giden huysuz hem soysuz
yüksek hedefler belirlemiş medeniyetlerin
topuklu ayakkabısı

neden şarkıları radyoda dinleyince;
üstelik tek başına
bir başka güzelliğe bürünüyor aynalarda kadınlar
güzellikten anladığım
yüzümdeki kırmızı, tüylerimdeki diken, sesimdeki titreme

geçiyor bak, limansız sahillerden
bıyık bırakınca da garip
bıyığı kesince de garip
insanların santimlik gemileri
günler de geçiyor;
el sallayıver!

suratını gelip de gözlerime asma hiç
ben miyim gizleyen duvardaki çatlağı
benim mi o boyalı dudaklar?
kar yağsa da uzansak o uzun gecelere

Belki bunları da beğenirsin...