LAVANTA TARLALARI
Yine aynı şeyi yaptım. Bir kere daha kendimden, hayallerimden ve...
Yine aynı şeyi yaptım. Bir kere daha kendimden, hayallerimden ve...
Ölmek biraz da işin kolayına kaçmak ama yaşamak öyle mi, o kadar zor o kadar çetrefilli ki! Tatmadığım bir sürü nimet bir sürü lezzet var ama olsun, onlardan da eksik kalayım. Ne olacak dertleri olduğunda koşarak bana anlatmaya gelen insanların biraz olsun iyileşmeye başladıklarında beni hatırlamaya bile değer görmedikleri bir dünyada sözüm ona niye devam edeyim ki.
Yalnızlık işte eğip bükmeye, çekip çevirmeye, allayıp pullandırmaya, yok şöyle de böyle de deyip uzatmaya gerek yok. Loneliness is loneliness.
Hepimiz gibi biz de yemyeşil başlamıştık hayata. Yaz güneşi bizi büyütmüş, yağmurlar tazelemişti. Kuşların cıvıltıları arasında şarkılar söyler, rüzgârlarla raks ederdik. Ama zaman hepimizi yavaşça kuruttu, sararttı. Dallardan bir bir ayrılan arkadaşlarımızın ardından bakakaldık.
Gölgedeki serinlik ve açıktaki sıcaklığın yer değiştirmek için sabırsızca beklediği sıcak bir yaz günüydü. Köyün karşı yamacındaki tarlalarda, traktörlerin gürültüsüne rağmen iletişim kurmaya çalışan ırgatların bağrışları köyün içinde anlamsız ulumalar şeklinde duyuluyordu.