İlk Aşk, İlk Günah, İlk Kayıp: Âdem ile Havva’nın Güncesi

“Âdem’le Havva’nın Güncesi ve Seçme Öyküler”* isimli kitap, Akşit Göktürk tarafından Türkçeye kazandırılmış. Kitapta “Âdem’in Güncesi” ve “Havva’nın Güncesi” dışında “Calaveras İlinin En Hızlı Sıçrayan Kurbağası”, “Çalınan Fil”, “1.000.000’luk Banknot” gibi ünlü öyküler de dahil olmak üzere altı öykü bulunuyor.

Âdem ile Havva’nın hikayesi yalnız bir topluluğun veya inancın değil tüm insanlığın ortak mirasıdır. Ayrıntılarda farklılık olsa da yaratılış hikayesi herkes için ortaktır. Kimileri “Âdem” der kimileri “Adam”, kimileri Havva der kimileri “Eve”… Cennetten kovulmaya sebep olan yiyecek Doğu’da “buğday”ken Batı’da “elma”dır. İslamiyet başta olmak üzere birçok dinin kutsal kitabında anlatılan bir konu olması ve insanoğluna dair birçok şeyin ilk örneklerini içinde barındırması Âdem ve Havva’nın hikayesinin güncel kalmasını sağlıyor. Birçok yazar; yaratılış, cennetten kovulma, Kabil’in Habil’i öldürmesi gibi olaylar ekseninde bu hikayeyi işlemiştir. Mississippi ırmağının kenarındaki Hannibal kentinde dünyaya gelen ve çocukluk yıllarını burada geçiren Samuel Laghorne Clemens de bu isimlerden biridir. Bizler onu, “iki kulaç derinlik” anlamına gelen Mark Twain takma adıyla ve Tom Sawyer adlı yapıtıyla tanıyoruz daha çok.

Âdem’in Güncesi insanı eğlendiren ve merak uyandıran şu cümlelerle başlıyor: Uyandığımda yalnız değildim artık. Uzun saçlı bir yaratık belirmişti yanımda. O derin uykuya daldığımda başıma bir şeyler gelmiş olmalı. Göğsümün sol yanındaki yara izinden anlıyorum bunu. Acı falan duymuyorum ama yeni yaratığın daha ilk ortaya çıkışıyla böyle bir yara izi bırakması, beni pek de mutlu olayların beklemediğini getiriyor aklıma.”  Bu cümlelerde de olduğu gibi mizahi anlatıma sahip olsa da yazarın salt güldürü amacıyla yazmamıştır. Günceler için, klişe ifadeyle, güldürürken düşündüren kara mizah ifadesini kullanmak mümkün.  

Güncelerde Âdem ile Havva’nın yani erkek ve kadının ilk günden bugüne süregelen ilişkisi ve olaylara karşı gösterdikleri tepkiler okuru tebessüm ettirecek bir şekilde anlatılmış. Örneğin; kadınlarla sıkça bağdaştırılan “çok konuşma” durumu, Âdem’in Güncesi’nde “Şu konuşması olmasaydı hiç değilse! Durmak dinlenmek bilmiyor.” şeklindeyken Havva’nın Güncesi’nde “Çok az konuşuyor. Belki de pek zeki olmadığı için. Kendisini üzen bu durumu gizlemek istiyor belki. Çok yazık, böyle bir şeye üzülmesi. Zekâ dedikleri şey nedir ki, insanın gerçek değeri yüreğinde yatar. Ona, sevgi dolu bir yüreğin en büyük zenginlik olduğunu, gönülde zenginlik olmadıkça zekânın yoksulluk sayılacağını bir anlatabilsem.” ifadeleriyle dile getirilmiş. Erkek ne söyler kadın ne anlar…

Allah’ın Âdem’i yaratması, secde etmeyen şeytanı huzurundan kovması, yasak meyvenin yenmesi ve ardından cennetten kovulma(düşüş) gibi bilgiler hemen hemen herkesin malumudur. Kur’an-ı Kerim’de “Ve dedik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”** ve “Derken Adem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. Bunun üzerine (Allah da) tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri kabul edendir, esirgeyendir.”*** ayetleri ile anlatılan “cennetten kovulma”, güncelerde Şeytan’ın ağzından dokunaklı bir şekilde anlatılmıştır: “Havva elmaya uzandı! Elveda cennet bahçesi, senin günahsız sevinçlerine; verin elinizi acılar, açlık, soğuk, gönül kırgınlığı, ağıtlar, gözyaşları, utanç, kıskançlık, kavga, kötülük onursuzluk, yaşlılık, yorgunluk, vicdan azabı; sonra umutsuzluk, ötelerde esneyen cehennem kapısına bakmadan ölümün salıverilmesi için yakarış!”

Güncelerin sonlarına doğru mizah yerini hüzne bırakıyor.  Yeryüzündeki ilk ölüm Kabil’in kıskançlık sebebiyle kardeşi Habil’i öldürmesi olarak bilinir. Kabil ile Habil olayına kadar yazar, “kadın” kimliğiyle konuşturduğu Havva’yı bu defa bir anne olarak çıkarıyor karşımıza. Havva, hasta oğlunun yanından bir an olsun ayrılmaz. Bazıları için sonsuz sessizlik bazıları için de yeni bir hayatın başlangıcı olan ölümle; ne zaman ve ne şekilde geleceği belli olmayan o uzun uykuyla karşılaşmıştır.

“Yanağı soğuktu. Torbalarla yün, kuştüyleri getirdim örttüm üstüne, gene buz gibiydi, gittim daha çok getirdim. Âdem geldi, o da gördü soğuk olduğunu… Uyandıramıyoruz! Sarıldım ona, göz yaşlarımın tülü arasından gözlerinin içine baktım, yalvardım, ağzını açıp tek bir söz söylesin diye, hiçbir ses çıkarmadı. Ah, o uzun uyku mu bu, yoksa ölüm mü?”

Habil ölür ve insanlık tarihinde işlenen ve işlenecek her günahta pay sahibi olan Şeytan söz alır; Mark Twain’in ilk aşkı ve ilk kaybı mizahi bir dille kaleme aldığı komik ve dokunaklı hikâyesinin kapanışını yapar: “Ölüm geldi dünyaya, yaratıklar yok oluyor. Aileden biri gitti. Ahlak duygusunun sonuçları bütünlendi böylece. Ölümü kötü bir şey belliyorlar evcek, bir gün değiştirecekler bu düşüncelerini.”

*Mark Twain, Âdem’le Havva’nın Güncesi (Çev. Akşit Göktürk), YKY, İstanbul 2017, 10. Baskı.

** Kur’an-ı Kerim 2/35

*** Kur’an-ı Kerim 2/37

ERDEM DERGİSİ YIL: 4 / SAYI: 10, OCAK 2019

Belki bunları da beğenirsin...