Hayâlî Bey’in “Gösterür” Redifli Gazeli Üzerine Bir Şerh Denemesi

Hayâlî Bey, balkanlarda doğmuş olup henüz genç yaşta imparatorluğun merkezine, İstanbul’a gelmiştir. Asıl adı Mehmed, lakabı ise Bekâr Memi’dir. Oldukça beğenilen bir şair olduğu herkesçe malumdur. Bu yazıda, klasik Türk edebiyatının en mümtaz şahsiyetlerinden biri olan Hayâlî Bey’in “gösterür” redifli gazeli şerh edilmeye çalışılmıştır.

 

1.

Her kaçan lâʿlin bana ol mâh-peyker gösterür

‘Andelîb zârına berg-i gül-i ter gösterür

 

Ay yüzlü sevgili ne vakit bana dudağını gösterse inleyen bülbüle taze gül yaprağı göstermiş olur.

 

Kaçan: Ne vakit, ne zaman.

Lâʿl: Kırmızı ve değerli bir süs taşı.

Andelîb: Bülbül. Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v)’in bir ismi.

Zâr: Ağlayan, inleyen.

Berg-i gül-i ter: Taze gül yaprağı.

Kısmen yakuta benzeyen fakat renk açısından daha koyu, kırmızı ve değerli bir taş olan la’l, divan şiirinde çoğunlukla sevgilinin dudağına teşbih edilir. Bazı şâirler âşığın gözünü veya gözyaşlarını da la’le benzetir. “Rivâyete göre aslında bir ak taş olduğu hâlde ciğer kanıyla boyanıp güneşe bırakılır ve güneşin etkisiyle kırmızı renge bürünürmüş. Kıymetli oluşu nedeniyle şairler kendi şiirlerini la’le eşdeğer gösterirler.”

Şair bu beyitte, parlaklığı sebebiyle sevgilinin yüzünü aya benzetmiş olup aynı zamanda da âşık için ağlayan bülbül tabirini kullanarak açık istiare yapmıştır. Âşığın sevgilinin dudağını görmesi, bülbülün taze gül yaprağı görmesine benzetiliyor.

Andelib ve gül kelimeleri arasında tenasüp olup aynı zamanda gül ve bülbül hikayesine telmih yapılmıştır. Divan edebiyatında sıkça kullanılan gül mazmunu sevgilinin yüzü ve yanağı ile irtibatlıdır.

 

2.

Tîrün ey kaşı kemân gerdükçe sahn-ı sîneme

Sadr-ı dilde cân ana teklîf edüb yer gösterür

 

Ey kaşı keman sevgili, okunu(kirpiklerini) kalbime doğru gerince gönlümde canım ona teklif edip yer gösterir.

 

Tîr: Ok. Sevgilinin kirpiği.

Sadr: Göğüs

Sahn: Kırma, kırık. Kesr.

Tîr kelimesi ok anlamına gelmekte olup divan şiirinde daha çok sevgilinin kirpiklerini anlatırken kullanılır. “Bir müzik ve savaş aleti olan kemân ise divan şiirinde sevgilinin kaşı için yapılan benzetmelerde kullanılır. Hilâlin de zaman zaman kemâna benzetildiği olmuştur.”

Sevgili tarafından canına kastedilen âşık, durumdan gayet memnundur. Çünkü sevgiliden gelen her türlü cefâ hoştur. Öyleki sevgilinin fırlatacağı ‘ok’lar için göğsünü açıp yer gösterir. Bu oklar âşık için vuslattır. Ölüm, vuslattır. Âşık, hemen her vakit sevgili tarafından oklanmak ister.

Beyitte; tîr, kemân, kaş kelimeleri ve sadr, sîne, dîl kelimeleri arasında tenasüp vardır.

 

3.

Nokta-i hâlündürür lâʿlün katında çün hilâl

Cennet içre teşne ‘uşşâkuna Kevser gösterür

 

Yüzündeki ben, dudağının üstünde hilâl gibidir. Öyleki bu ben, cennetteki âşıklarına Kevser suyunu gösterir(hatırlatır).

 

Nokta-i hâl: Ben.

Teşne: Susamış, susuz.

Kevser: Cennetteki bir suyun adı.

Bu beyitte; ağız, dudak ve benler için nokta teşbihi yapılmıştır. Dîvan edebiyatında, “ağız ve dudağın küçüğü makbûl olduğu için nokta kelimesi kullanılır. Ben olan nokta ise güzellik kitabı yazılırken damlayan bir damla mürekkeptir.” Beyitte sevgilinin dudakları Kevser’e benzetilerek açık istiare yapılmıştır. Çünkü su demek cân demektir. Âşık, suya bilhassa cennetteki  Kevser suyuna susamıştır.

Nokta, hâl, lâl ve hilâl kelimeleri arasında tenasüp vardır. Yine beyitte, cennet ve Kevser kelimeleri arasında tenasüp vardır.

Sevgilinin yüzündeki ben hilâle teşbih edilmiştir.

 

4.

Aluben mihr eşrefîsin agzuna pîr-i felek

Ey kamer-ruh müşterîdür vasluña zer gösterür

 

Ey ay ruhlu sevgili, yaşlı feleğin en şereflisi olan güneşin ismini ağzıma aldığımda müşteri yıldızı(Jüpiter) sana kavuşmak için altın  gibi görünür.

 

Aluben: Alayım, ben alayım.

Mihr: Güneş

Eşref: En şerefli.

Pîr-i felek: Yaşlı felek.

Kamer-rûh: Ay ruhlu sevgili.

Müşteri: Jüpiter. İstekli, arzulu. Satılanı alan.

Zer: Altın

Beyitte mihr, pîr-i felek, kamer ve müşterî kelimeleri arasında tenasüp vardır. Aynı zamanda müşterî ile zer kelimesi arasında da tenasüp vardır. Hem gezegen(yıldız) anlamında kullanılan müşteri kelimesi hem de istekli, arzulu kişi olarak kullanılarak tevriye yapılmıştır. Normalde müşteri yıldızı mavii renktir. Fakat âşık vuslata ermek için kendini güneşe altın gibi gösterir. Şair sevgiliyi güneş, kendisini de müşteri gezegenine benzetir. Sevgiliye kavuşmak için günlerce, aylarca, yıllarca onun etrafında döner durur fakat bir türlü kavuşamaz.

 

5.

Okudukca şiʿrüni cânân leb ile her nefes

Ey Hayâlî tûtî-i mazmûna şekker gösterür

 

Ey Hayâlî, sevgili, dudağıyla senin şiirini okudukça her nefeste ince sözler söyleyen papağana şeker gösterir.

 

Leb: Dudak

Tûtî: Papağan

Tûtî-i mazmūn: İnce sözler söyleyen papağan.

Leb, dudak anlamına gelmiş olup divan şiirin fazlaca kullanılan güzellik unsurlarından birisidir. Dudak, hem boyut itibariyle hem de renk itibariyle âşığın hayal dünyasını etkiler. Kimi zaman sevgilinin dudağından güzel sözler çıkar âşığa şeker olur kimi zaman da sevgilinin dudağı âşık için zehirdir. Sevgili, öyle sözler eder ki âşığın gönlü paramparça olur.

Şâir bu beyitte kendisini güzel, ince sözler söyleyen papağan olarak tanımlıyor. Sevgili, şairin şiirlerini okurken beğenir ve her nefeste ödül olarak şaire şeker yani dudaklarını gösterir. Burada sevgilinin(şairin) kendi şiirlerini meth ettiğini görmekteyiz. Şiirlerinin cânân tarafından beğenileceğine emindir.

__________________________________________________________

Kaynakça

Pala, İskender, “Ansiklopedik Divan Siiri Sözlügü”  (İstanbul, Kapı Yayınevi, 2004).

Şentürk, Ahmet Atilla, Osmanlı Şiiri Antolojisi, (İstanbul: Yapıkredi Yayınları, 2017).

Şentürk, Ahmet Atilla, Osmanlı Şiiri Kılavuzu (İstanbul: OSEDAM Yayınları, 2017).

Tarlan, Ali Nihat, Hayâlî Bey Dîvânı(İstanbul: Bürhaneddin Erenler Matbaası, 1945).

 

 

 

 

 

Belki bunları da beğenirsin...