İSİR


Mevsim öldü

Tabloları unutarak gelip oturduğumuz masalar

Kim aşındıracak diye düşündüm

Elleri olmadan

Bu kaygıları.

 

Yine gelir ve bilirim ki burada

Yorgun, bütün sevgililerin kokusu yayılır

Bu şehrin havasında aşkın doğasını

En az kediler kadar

Değdiği eşyalara sürünerek ben de alırım

 

Kısa kısa söylüyorum

Dökülen sulardan bir tenin

Saçlarından şelâle

Kollarından damlayarak

Parmaklarını

Melekler sevdikçe

Uçlarına periler değdikçe

Her nefesi uçup

Aşkı bulur

 

Gelip beni buldu

Sıradan zevklerin kalabalığına kapıldım

Açılmayan kapısı önünde yüksek topuklarının

Süründüğü kokulardan

Alkollü ve tinerli baygın gözlerimi

Erimiş kurşun gibi

Titreyerek çukurlarında tutarken

Yerin de göğün de kötülüğünü tattım.

 

Eğer evin

Herhangi bir ev olmasından başka

Dönenleri saklaması varsa

Işığı yanar akşam…

Perdeleri çekilir…

Dokunduğu her yer âh olur

 

Sonra da gitmesine kalır bu dünya

Sözlerinden dudaklarını ayırdığım

Bıraktığı sözcüklerden başka

Yaşayacak bir şey kalmaz.


Belki bunları da beğenirsin...