Ten’ha
Mecnun’un dilinden çaldığım şu birkaç kelime
Kaşlarınızda çarmıha gerilen
Nice yiğitlerin
Bilemiyorum
Belki de son sözleri
Dağlara dualar için çıkılan vakitlerde
Meleklerin seyre durduğu
Yaşamı ellerinizden ilhamla tanımladığımız
Mendilinizin sancak diye dikildiği
Bu şehre
Kar
Bir zamanlar
Aydınlık olsun diye yağardı
Güzeli alelusul sevmek
Edebiyat tarihiydi
***
Her durakta aşkın beklendiği
Mahmur zamanlarda
-ki o duraklara beklemeyi ben öğrettim-
İsimlerimizden kaçıp kendimize sığındığımız
Zelil bir geleceğe inat
Gözlerimizin kavuştuğu mesut zamana
Bir kez daha dönmek umuduyla
Mevsimlerle takvim tuttuk
Ellerimizde umudu
Gözlerimizde sevinci eksik etmeyen
Toprağın yeşili doğurduğu
Aşıkların bahar diye diye
Çiçeklerden demet
Demetlerden sarayların avlusunda şunlar duyuldu
“Siz efendim, saçlarınızdan hasat ettiğiniz, ruhumdaki hicranın eczasını hangi dervişin heybesine koydunuz”
Bu yıl da bahar gelecekmiş yerinize.
