Dağın Gölgesindeki Veda
Eski bir hamakta sallanıyor umudumuz
Nehirlerimizden önce sular çekildi
Görünen taşlar birbiriyle hasım, Sesler ise çıngıraklı
Bir evin yalnızlığında saklı anılar, özlemler ve koca yaşam
Örülüdür hüzünle, o kahverengi yün atkı
Esen rüzgârda yapraklarını dans ettirmiyor, kavaklar
Dibinde şarkılarımızı söylediğimiz Selvi’nin boynu bükük
Kim anlar yağmurun kaldırımları okşadığını
Fırtınada savrulan yenik bir savaşçının barış flaması
Kan kaybediyor, rutubet kokulu sokaklarla sarılı kent
Şimdilerde düğme oluyorum iki yakayı birleştiren
Bedenim ütüsüz, kirli çamaşır sepetinde sakallarım
Yanar bir dağın gölgesine gömülüdür masumiyetin
Ağıtsız acılar barındıran, kırık ve dökük bir veda bu
