İstatistik Tezgahında Virüs (D)Okuma

“dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar!
falları grafiklerde bakılanlar siz de işitin!”

Evet birazdan bazı grafiklerle fal bakacağız, epigraf bunun için. Peki fal ne için? Bir müddettir günlerimizin ismi “korona günleri” oldu. Bugün yazılmış bir yazıdan da bu beklenmez mi? Ne oluyor ne bitiyor diye merak ediyorsunuz değil mi? Bu soruya hayır cevabı verebilecek iki kitle var. Birincisi alabildiğine dar ve mahdut diğeri ise bilakis alabildiğine geniş ve bîhudut. Zikrettiğimiz birinci kitle ne dönüyorsa onu döndürenler güruhu. Bu kimselerin kafasında bir sorun yok çünkü ne olup bittiğine tam vakıflar. Diğer kitle ise birinci kitlenin yerini sağlamlaştırmak gibi kutsal bir vazifeyi ifa eden gafiller topluluğu. Bu kitleyle aramızda belki bilgi hususunda belirgin bir fark yok. Onlar ne kadar bilmiyorlarsa hayatları üzerine atılan zarları biz de o kadar bilmiyoruz.  Fark memnuniyetsizlik gösterip efendilerin pusatlarına hamle yapmaya kalkışmakta. Bilemiyoruz belki hamle diye yaptığımız şey gülünç karşılanacak bir şey de olabilir muhatabımızın gözünde. Fakat biz neden kendimize başka gözle bakalım  ki? Yani esas olan seferde olmaktır.

Grafikler dedik ama öncesinde birkaç şey daha söylemek lazım. Tekrara lüzum yok meselemiz virüs ve tesirleri. Efendim hepimiz -yukarıda izah edilmiş iki kitlenin dışındaki hepimiz- bu işin altında bir çapanoğlunu görüyoruz. Bu yazıda yapılacak şey arayanlara aradıklarını vermek ol(a)mayacak. Fakat boşluğa öylesine söz savurmak gibi bir maksadım da yok. Maksadım şudur gafillere bir arayışa girilebileceğini göstermek, hal-i hazırda arayışta olanlarla da bulunacak şeye dair fikir müzakeresinde bulunmak. Çünkü gözlerimiz bağlı olduğu halde ortamıza koyulan fili tespite gayret ediyoruz. Bildiklerimizi, bulduklarımızı ortaya koymak bir usul olabilir.

Virüsün ortaya çıkışına dair üç yorum yapılabilir: İlki karşımızda olan kafir dünyasının insafsızlığını bilen kimseye acayip gelmeyecektir. Laboratuvar üretimi  ve icadı olması. Teknik olarak tohumun içine girerek devamlılığını kısıtlayabilen insanların böyle bir icadı yapamayacağını kimse söyleyemez. İkinci yorum virüs hakikaten tabi yollarla ortaya çıktı ve “efendiler” buna intibakla uzun zamandır hesapladıkları planı yürürlüğe koydular. Tabi bu çok iyimser, safdil bir yorum olabilir. Üçüncü yorum ise aslında bu virüs diye ortaya koyulan şeyin bir kağıttan kaplan olma ihtimali. Aslında normal grip vakalarını medya aldığı talimatla canavarlaştırarak bize gösteriyor olamaz mı? Komplo teorilerim bunlardan ibaret. Ama zannediyorum ki bunlar tek başlarına değil de ortak bir şekilde icra ediliyor. Yine de bu durumda en mühim iş medyaya düşüyor. İsmet Özel’in “medyanın gücü yoktur gücün medyası vardır sözünü aklımızda tutarak Hucurât Suresi 6. ayet-i kerimesine bakalım. “Ey o bütün iyman edenler! Eğer size bir fâsık bir haberle gelirse onu tahkik edin ki cehaletle bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza peşiyman olursunuz (Elmalılı Hamdi Yazır)”. Fâsık kelimesine lügat “fıısk u fucur sâhibi, şerîat hükümlerine uymayan günahkâr kimse” manası veriyor. Yani imanla müşerref olmuş fakat hayatı kabul ettiği şartlara göre yaşamıyor demek. Bize bugün bazı bilgiler, haberler veren kimseler bu tanıma uygun düşüyor mu? Evet Türkiye’deki tüm basın yayın kuruluşları en iyi ihtimalle fasıklardan müteşekkil. Fakat bunlara da söylemeleri gereken şeyleri söyleyenler kimler? Bunların tanımı için yeniden lügate başvurmamız gerekecek. Kâfir “Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in peygamberliğine ve Allah’tan getirdiklerine inanmayan yâhut bunlardan birini inkâr eden kimse”. Peki biz Müslümanlara fasıktan gelen haberi sorgulaması emredilmişken kafirden gelen haberde tavrımız ne olmalıdır ki?

Biraz irdeleyelim gelen bilgileri. Grafiklerin vakti geldi yani. Evvela istatistik denilen şeyin insan şerefiyle hiçbir şekilde yan yana gelemeyeceğini ifade etmeliyiz. İstatistik her şeyi sayılır eşit cinsler olarak ele alır. Bu durum “merdüm-i dide-yi ekvân olan adem”e nicel ve yalınkat bir anlam yükleyerek onu bir türün elemanları derekesine mahkum eder. Ancak boğulduğumuz bu suni dalga istatistiki bombardımanla tahkim edildiği için bu açıdan da yapılanın bir dezenformasyon, bir çarpıtma olduğunu göstermek istiyorum. Bu sebeple bize virüs istatistiği pompalayanlara bir dizi istatistik tevcih edip neden bunların ciddiye alınmadığını sormak istiyorum. Tabi bunu yaparken maksadım “işte açığı buldum, şifreyi çözdüm, şimdi kanun namına teslim olun” demek değil birilerine. Ta yazının basında bahsedilen meful durumundaki kitleye bir şeyler gösterme çabasıdır.

Efendim korona virüsü yaklaşık 130 gündür bizi meşgul ediyor. Tevellüt olarak ta Çin’de 40 hastada ne idiği belirsiz bir ciğer hastalığının peyda olmasını aldım. Virüsün bugün artık tüm dünyada kırılma, düşme seyrinde olduğunu da hesaba katınız. Çünkü paylaştığım istatistik muhtemelen bu iş bittiğinde de geçerliliğini koruyacaktır. Öyle övdüğüme de bakmayın normal dört işlem yapacağız. Virüsten bugün ölüm sayısı yaklaşık 282.000 civarında. Bunu günlere böldüğümüzde dünyada günlük ölüm sayısı 2.100 kadar. Bu rakamın karşısına başka rakamlar koyalım. Mesela trafik kazaları olabilir. Günde yaklaşık 3.700 civarında insan trafik kazası neticesinde ölüyor. Ya da kanser.  Veriler kanser devreye girdiğinde virüsün gölgede kaldığını gösteriyor bize. Günlük yaklaşık ölüm 25.000 civarında. Bu rakamlar yan yana koyulduğunda şöyle bir şey söylenebilir “tamam işte dünyada çok ciddi hastalıklar arasına aniden girmiş bir hastalık bu”. Burada ortaya koymak gayesinde olduğumuz tenakuz bu değil. Zaten verilen rakamların hiçbirinin sıhhatine itimat etmiyorum. Peki mesele virüs olunca neredeyse nefes almamıza bile kısıtlama getiren, bizi çok seven, düşünen büyüklerimiz(!) neden acaba, mesela, kansere sebebiyet verdiği bilinen gıdalar, cihazlar veya birtakım çalışmalar için bunu yapmıyorlar? Neden virüs konusunda bize yol gösterip hatta icbar ederlerken diğer konularda önlemi bize bırakıyorlar? Tenakuz burada tebellür ediyor. Fakat şunu yinelemekte fayda var, bu rakamlar bize gösterilen rakamlar. Yani söylediğim şeylerde sırtımı bunlara dayadığım zannedilmesin. Yaptığım şey bize gösterilenler arasında dahi birçok arızanın mevcut olduğudur. Hakikatte neler dönüyor bilmiyorum çünkü hainler ya da zalimler kitlelerinden birisine dahil değilim.

Belki bunları da beğenirsin...