Okul ve Aile, Mai ve Siyah Ya Da Gazoz ve Ateş…
Kısa bir zaman önce Milli Eğitim Bakanlığının orta öğretime dâhil edilmesi için gündeme getirdiği birkaç derse yapılan itirazları hepimiz hatırlıyoruz. İtirazlarına bilimsel bir hava katarak getirilecek derslerin eğitimde oluşturacağı sorunlara dikkat çekenlerin yanında hayat anlayışı açısından çocuklarının inançlarına ters düşeceğini iddia edip bunun bir dayatma olduğunu söyleyenler de olmuştu. Sonuçta bu dersler (Kuran-ı Kerim, Siyer-i Nebi ve Osmanlıca) ‘seçmeli ders’ kapsamında uygulamaya koyulabilmişti.
Bir takım siyasi hesaplar ve hesaplaşmalar dolayısıyla bu derslerin ortaöğretimde olmasına itiraz edenlerin dışında, bu derslerin varlığının ifade ettiği anlama gerçek anlamda garezleri olanları iyi tespit etmeli ve onların mahiyetini çok iyi değerlendirmeliyiz. Aksi takdirde varlığını uzun zamandan beridir sürdüren, yaptıkları etkinliklere bakarak neye hizmet ettiklerini net bir şekilde anlayamadığımız derneklerin ve bağımsız kanaat önderlerinin iç yüzlerini hiçbir zaman göremeyiz.
İstiklal Harbi öncesi kurulan ve mekteplerdeki tarih kitaplarının ‘yararlı ve zararlı cemiyetler’ diye tasnif ettiği dernekler, günümüzde hala varlıklarını devam ettiriyor. Hem de zararlı olanlar güçlerini daha da artırmış bir şekilde hayatımızın içindeler. Hangisinin iyi hangisinin kötü olduğu tasnifini ise (kanunlarla korundukları için) ancak bazı olaylar karşısında takındıkları tavırlardan hareketle yapabiliyoruz, yapmalıyız. Gerçek amaçlarını tepkilerinden ele veriyorlar.
Öncelikle bahsini ettiğimiz bu derslerin, Türkiye’nin milli birlik ve bütünlüğüyle doğrudan alakalı olmakla diğer derslerden ayrıldığını görmek zorundayız. Her biri bu topraklarda bir millet oluşumuzun vesikası adeta. Matematik, fizik, kimya dersleriyle evrensel bir kültürün uzantısı, yani dünya vatandaşıyız, Kuran, Sünnet ve Osmanlıcayla Türk’üz biz.
Bu derslere itiraz eden her şahıs ve her sivil toplum kuruluşu milli birlik ve bütünlüğümüze kast etmektedir aslında.
Bu derslere itiraz eden insanlar için bu derslerin muaf olduğu azınlık okulları açılabilirdi. Veya bu itiraz sahiplerinin çocukları misyoner okullarına yönlendirilebilirdi. Çünkü ecnebi okullarının eğitim müfredatları tam istedikleri gibi. Olmadı.
Bu dersler seçmeli olunca ne oldu peki?
Milli Eğitime bağlı bütün okullar azınlık okulları gibi oldu, ecnebi okullarına dönüştü. ‘Türkler Türkiye’de yaşayan milletlerden biridir’ algısı oluşturuldu.
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu 1943 yılında yazdığı “Muhit ve Terbiye” adli broşürde, eğitim açısından tasniflendirdiği iki farklı toplum modelinden bahseder:Reformcu ve İhtilalcı Toplumlar.
Reformcu toplumlarda aile, okul, meslek grupları ve toplum arasında mantıklı bir devamlılık ve uyumun olduğunu, ihtilalcı toplumlarda ise bu uyumun olmadığını hatta çatışmanın olduğunu dile getirir. Türkiye’yi ihtilalcı toplum kategorisinde değerlendirerek, “Ülkemizde aile, okul, din, meslek çevreleri ve bunlarla ilişkili daireler anarşi içindedir” şeklinde bir tespitte bulunur. Bugünde aynı anarşi daha şedit bir şekilde hüküm sürmektedir. Çocukların aile içerisinde aldığı eğitimle okulda karşılaştığı eğitim çatışmaktadır. Ailenin amacıyla, okulun amacı da çatışmaktadır. Kurumlarımızın bu anlamdaki uyumları da hak getire… Milli eğitim, diyanet, askeriye, üniversite… Hiçbiri çocuklarımızı ne amaca ulaşmak için eğittiğimiz hususunda ortak paydaya sahip değil. “Mesleki çevrelerimiz ise aşağılık duygusuyla örülmüş kompleksler içerisinde” bulunuyor. Daha doğrusu, yani günümüz açısından mesleki çevre, kompleks açısından ikiye bölünmüş durumda: Üst meslek doktorlar ve diğerleri… Milli birlik ve bütünlük, hatta millet olma manzaramızın özeti…
Durumu doğru bir şekilde tespit edip ortaya koymak çözüm aramaya başlamak demektir. Daha sonraki yazılarımda konu edeceğim, siz değerli okurlarımın da üzerinde düşünmesini istediğim birkaç kavram ve soruyla yazımı bitirmek istiyorum:
Eğitim ve demokrasi… Milli eğitimle demokrasi kavramı aynı rafta durur mu?
Dünya vatandaşlığı kimliği kazanmak… İnsan hakları, küreselleşme ve eğitim…
İnsan hakları ve demokrasi eğitimde hangi durumlarda devreye giriyor, öğrencinin ve öğretmenin hangi davranışlarını müdafaa ediyor?
‘Milli eğitim’ terkibindeki ‘milli’ kelimesi ne anlama geliyor?
22 Şubat 2016-Gazetedoğu
