Emin Kaptan Yürüyüşü, Latince…

Milletin sana yanlış yapıyorsun diye davrandığı

Senin de inanarak üzüldüğün

Omuzlarıma dokunarak aradığın o şey

Sahtekârların vitrinlerinde asılı duran

Her neyse ben ona Emin diyorum.

 

Cahit Zarifoğlu’nda bulamadın

Filistin’de uğrunda ölecek cumhuriyet gibi kadınları

Cemal Süreya’da da yok.

İki bardak çay bir Afrika etmiyor oralarda.

 

Uyuşan asfaltta kaynayan güneş

Gökdelenlerin arasında kaybolan ay yeterli

Ayakta bevleden adamların

Ceplerinde yeni yayınevlerinden eski neşriyat saklamalarına.

Çok kanatlı kuşların katlinden neşet eden matem yavaş, kararlı…

Kıllardan editör, Kürtçeye hâkim mütercim…

Şiir yazıyor… Pastoral… Olası bir patlamaya ihtiyaten.

Kahvaltıyı garantilemenin ilmi yapılıyor, açık büfe

Kalın doktora tezlerinde organik Vakfıkebir ekmeği…

Oldukça uzun bir bibliyografya,

Bir bunalım çağında tavuk döner felsefesi…

 

Ben seni her gördüğüme fevkalade memnunum,

Kurduğum çoğu cümlede bunu saklıyorum

Tek merak ettiğin özlemim, soruyorsun, yemin

Emin seni yanımdayken de namütenahi özlüyorum.

Belki bunları da beğenirsin...