Yanılgı

Bir gece aniden tanışık olduğum her yer kayboldu
Tavan, perde, aralık bıraktığım penceremin camı bile
Kendi yanaklarıma doğru süzüldüm usulca
Heyecanlı bekleyişler teslim oldu karanlığın alnına
Gölgem sırrını saklamak için ayrıldı yanımdan
O haylaz ve kırılgan kedinin cızırtısı yok artık
Kulağımı tırmalayan yokuşlara çıkmak için direnmiyorum
Beni koynuna iliştiren bu boşluğu ele verdim
Meğer baktığım seherin rengi değil alaca bir yalnızlıkmış
Fark etmeden dalmışım
Gözümü çevirsem bir tohum kendiliğinden büyüyecekmiş
Göğsüm çiçeklerin arasından süt verecekmiş bahara
Ama ben hep aynı yere bakmışım
Tavan, perde ve araladığım pencere

Bir rüya kaç kere irkilir yerinden
Kaçmaya çalıştığın gecenin mahmurluğu siner üzerine
Bitmeyen bir telaş içinde geleceğe pay biçersin
Bir ninni mırıldanırsın toparlamak için sessizliği
Geçtiğin yollarda alnın daha karanlık gözükür
Ama ilham kendini aklar hep yeniden
Dokunaklı bir kalbin özlemiyle sinersin köşene
Ardında tozlu, dağınık bir yansıma kalır

Yalnızlığın tedirgin edici bir sakinliği var
İnsan ayık kalınca ve hiç uyumadığını düşününce irkiliyor birden
Gecenin en alaca yerine işliyor nağmesini
Dudaklardan dökülen her anı kayıp
Elini tutamadığın her çocuk sahipsiz
Dokunmadığın bir kalbin ağladığını seyrediyorsun
Geçmiş, yarıladığın yolda tekrar bulandırıyor gözlerini
Acının mahzun bekleyişleri kıpırdatması gibi
Taze bir düş arıyorsun yenilginden

Ansızın bir geceyi büyütüyorsun yanaklarında
Çözmeye çalıştığın düğümü tekrar düğlüyorsun dalgınlıkla
Hep farklı bir rengin hüznünü çiziyorsun
Gök, saçlarının arasından savuruyor ahengini
Merhamet kendi bedeninde gezinen bir sinek gibi
Gençliğinin en donuk en yabansı tarafıyla yüzleştiriyor seni

Belki bunları da beğenirsin...