Vedat

Kimse karışmasın, senin gözlerin olsun diye

Hayatta takıldığın yerleri kimseye soramadık…

Bulaşıp yapışan fikirler vardı

Kırgın kalbinin üzerinde, başkalarının hatalarından

Bitirdin parmaklarını kopardılar

Yumdun gözlerini…

Baban, yaşıt ruhlarla oturduğunuz benzer kalıp

Üzgün yüzüyle annen gelir

Küskün dudaklarınla endişeli gözlerinin arasına

Onlar senin bedeninde ölecek.

Parmak kadar tüplere sıkıştırılmış

Sevgilinin rengini sürünürsün yüzüne

Buraların yakıcı sıcağından

Sonra..Çorapların sökük olsa da sevgilinin evine

Dudakların yara olsa da sevgilinin evine

Bütün endişelerin çözülür

Çalınmış şehvetin geri döner bekâr odalarına.

Seni kırlara, dağlara çıkardık hüzünlendin

Kimsenin menfaatini bulundurmuyordu bedenin durgun sularda

Yalnız bir şeysin sen

Bakımlı cildin ve sıhhatli parmaklarının yasaklarından

Ölünce seni şaşırtacak şehrin gerektirdiği

Hüznüne yanılarak çiçeklerin bahsinde

Burnun kırlar ve dağlara…artık tanıdığından

Borcun bitince küsersin

Küsmek için borcunu ödeyince insanlara.

Bazen bir tel saçını bulursun üzerinde hayatın

Sabaha doğru yalın bir yaşamla bitirirken geceyi

Parmaklarının arasında işte burada bu anda sen

İnsan nasıl çürümez

Kalitesinde kilosuna dünyalar verilen

Üzerinde tüyleri

Sabaha kadar.

Seni bana getiren sebepten

Göğsünde işte böyle durur kalbin

İnce şeylerden tutunarak.

Sen bir meleksin Vedat…

Kollarını sallayarak iki yanında

Kamburundan kanat çıkacak

Irmakları geçerken ıslanmış

Beyaz, bembeyaz.

Belki bunları da beğenirsin...