Gençliğin Ağında Bir Gece
Yoksul kentlerden bir vakit uğradım kucağına
uydurma fasıllar söyleyerek daldım uzağa
ellerimde yokul bir korku türeterek çaldım neşeni
doğurdum kendimden ufak bir ateş daha
tüm ayrılıklar kızardı ikiz olarak
o an şenlendi kaç sabah varsa adından kalan
inan kendime bir doğrulsam yitmeyecek hiçbir telaş
seni sanrılar üzerine var ederim bir huma olarak
bu yakası geniş dünyayı iteriz kendi hâline
ve özgür hüzünler bağışlarız birbirimize kanarak
.
Umudun başı kalabalıktır, gölgen her uzadığında ilişemezsin
Uzun sayfalar ardında bir nağmedir kadın
onu gençliğinden öpersen hep mahkum kalır sana
göz atamazsın her yazgı fazladır kendi düşüne
saçılan bir nükte ile kovulur şiir
tonu karanlık olan rüyalarda denkleşir sözlerimiz
tüm bed suratların antları vardır bizim için
usul usul söyleşir ve göz yumar her tuzağa
yaşam uğuldasa da bir gövde biçer dağlarından
tırmanırız kahkahalar atarak en sonsuza
.
Bir gün bu kente asık bir yüz indireceğim
doğmuş olmak incitecek sizi kendi tövbelerinizden
hınçla ve sessiz kararacak aşıkların mızmız rolleri
şiirin tadı ekşiyecek sırrın her lokmasında
kendi yavan kırlarınıza bir çiçek tüneyecek: Nergis
korkuyu yüz üstü bırakmanın azabı yansıyacak aynaya
Kabusları çığırtkan yapan işte bu yabanlıktır.
.
Saçlarımın uzunluğundan ötürü özür dilerim
elleri önde ve kalbi dipdiri bir ilham ile akladım seni
biliyorum sessizlik güzeldir kilitli boyunlara dalaşmaktan
ferah nabızlara hile katmadan cana küsmek kadar
o günün sersem tanıkları vardır seni hep sınarlar
oysa yara hep revandır çılgın bir türkü gibi
Tanrım bir kez tut elimi!
daralmasın koynunda sezilecek sabahların rengi
