CANKURTARAN “ŞEY” NADİDE BİR EŞYÂ
Evet, “şey” cankurtarandır… Başımızı sıkıştığında, dilimiz düğümlendiğinde, hafızamız uykuya daldığında, kilitlendiğimizde sarıldığımız cankurtarandır “şey” kelimesi. Şey, öyle bir şeydir ki, “HER”e de yoldaş olur “HİÇ”e de, “BİR”e de… En çok kullandığımız kelimelerden biri.
Şey’in çoğulu EŞYA… Şeyler… Yiyecek ve içecek dışında insan için gerekli olan her türlü şey anlamı taşıyan EŞYÂ, aynı zamanda yaratılmış olan her şey anlamına da gelir.
Arapça kökenli bir kelimedir ŞEY”.
Temel anlamı NESNE’dir. Osmanlı Türkçesinde, bugün “nesnel” (objektif)
dediğimiz kelimenin karşılığı “ŞEY’Δdir.
Bu kelimenin zıttı “öznel” (subjektif) kelimesi ise
NEFSÎ’dir.
Nesnel-Öznel=Şey’î-Nefsî
Kubbealtı Lûgat’te ŞEY maddesi şöyle açıklanmaktadır:
Belli bir nesne, oluş veya düşünceyi belirtmeyen, anlamı kendinden önceki ve
sonraki kelimelerle ortaya çıkan; söz, olay, iş, durum, husus, madde, eşyâ vb.
yerine kullanılan belirsiz kelime: Kurtulamayacağı şeyden kaçmak
insana yakışmaz (Nâmık Kemal). Biz şâyân-ı hayret derecede
güzel şeyler yaptık (Ahmet Hâşim).Yüzüme hâlâ dikkatle bakıyor,
bir şey söylemiyordu (Peyâmi Safâ).
2. Nesne, madde, cansız varlık: Ne kadar kādir
isek çekmeğe aşkın elemin / Yine yanında senin şey değiliz ma’dûmuz (Rûhî-i
Bağdâdî). Buraya su denilen şey ancak kap kacak yıkamak için
girerdi (Ahmed Midhat Efendi). Sen benim için / Ekmek kadar
mübârek / Su gibi aziz bir şeysin (Câhit S. Tarancı).
3. Hatıra gelmeyen söz, durum, nesne vb. yerine
kullanılır: Beni istetmişsiniz, ne söyleyeceksiniz efendim?
–Şey… (Ömer Seyfeddin).
4. hukuk. Ayn, eşyâ.
● Şey’en lillâh (ﺷﻴﺄﺀّ ﻟﻠّﻪ) “Allah için bir şey”
anlamında istek sözü: Zâhiren derse de şey’en lillâh / Alır elbette o
hâh u nâhâh (Sünbülzâde Vehbî’den). Ben fakîrim şey’en
lillâh! Abbas (şaşırarak): –Burası hamam!.. Hamamda dilencilik olur mu? –Her
nerede olursa olsun istemeli demedin mi? (Fâik Reşat).
