BEN NE SUYA DÜŞİM!
Rahmetli annem, çaresiz kaldığı bir durum karşısında:
“BEN NE SUYA DÜŞİM?” diye söylenirdi. (Düşim: Düşeyim)
“BEN NE YANA GİDİM?” gibi bir söz…(Gidim: Gideyim)
Bildiğiniz su sanırdım. Suya düşmeyi göle, ırmağa, denize, kaynar suya düşmek boğulmak, yanmak… sanırdım…
SÛY/SÛ: Farsça olan bu kelime CİHET, TARAF, YAN demek aslında… Annem bu iki cümleyi art arda kullanarak aslında öfkesini, çaresizliğini pekiştirici bir ifade buluyordu kendine…
———————————–
SU: Eski Türkçe yahut Moğolca bildiğiniz yağmur, ırmak, denizde bulunan 2 hidrojen 1 oksijenden oluşan şeffaf karışım. İçilen su.
SÛ’: Arapça olan sû ise “kötü, yanlış” anlamına geliyor. Sû-i zan (kötü zan) su-i kast (suikast)…
