TAB OLUNUR TABUTTA
Türkçe “tabut”
Arapça “tâbût”,
Habeşçe “tabot”,
Aramice “tebota”
İbranice “tebâh”
Temel
anlamı “sanduka/lahit” demek.
Bilhassa
kutsal kitap ve kilise eşyasının saklandığı sandık. İbranicede Nuh’un gemisi ve
Musa yasalarının saklandığı sandık.
Güncel
anlamı: İçine ölü konan sandık
Kubbealtı sözlükte ayrıca; 12 düzine yumurta alan ve bir yerden bir yere taşımak için kullanılan sandık
Tabutun içine ölü konuyor evet; lâkin ölüyle birlikte neler konuyor bir düşününüz… Hesap gününe giden yolcunun defteri, kitabı, hesabı… Amelleri, hayırları, şerleri; sevapları, günâhları… Allah’ın yasalarıyla yüzleşeceği, O’nun hükümlerine, din gününe teslim olacağı yolculuk. Ve o sırlı yolculukta kendisiyle birlikte tuttuğu yükünü, kervanını yüklediği bir sanduka…
Tabut, bir hayatın, dünyanın, evrenin ve kâinatın bir cesetle ete kemiğe büründürülerek, ceset denen parçaya kundaklanıp içine koyulduğu bir âlem…
Ömrün tam, tamam olduğu; ruhun ve kalbin, tabiatımızın “tab” edildiği tabut…
Üstad Necip Fazıl ne diyordu:
Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?
Ezcümle:
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!
