SINIKÇI
Sınıkçı kelimesi “sı(n)/mak”tan türemiş Eski Türkçe bir kelimedir ve bugünkü “kır(ıl)/mak” fiilinin eş anlamlısıdır. Dönüşlü bir fiil olup kökü “sı/mak”tır. Dönüşlülük eki “-n” alarak “sın-” olmuştur. Dönüşlülük eki “-n” fiile kendi kendinelik anlamı katar.
“Kırılmak, parçalanmak” temel anlamı yan anlam kazanarak “dağılmak, yenilmek” de olmuştur.
1364’te kazanılan ve Rumeli’deki Türk hâkimiyetini perçinleyen, Sırpların yenildiği savaşa “Sırpsındığı” denme nedeni budur. Sırpların yenildiği, dağıldığı, kırıldığı savaş. Anadolu’da Sırpsındığı ve sınıkçı kelimelerinin yanında “sındı” şekliyle makas anlamıyla da yaşar bu kelime. “Sındırgı” biçiminde bir kullanımla Balıkesir’İn bir ilçesinin adında da görülür. Azerbaycan Türkçesinde ise daha yaygın kullanımı vardır: sınmak, sındırmak… Meşhur bir mahnı adı şöyledir: “Bir könül sındırmışam”
Sınık Eski Anadolu Türkçesinde “sünük” haliyle karşımıza çıkar. Yunus Emre “Ete sünüge büğründüm..” der. Hâlâ Azerbaycan’da “sünük”, kemik anlamında kullanılır.
Halk arasında burkulma, kırılma, çıkma gibi eklem ve kemik yaralanmalarını tedavi eden kişiye de SINIKÇI denir, malumunuz. Kırıkçı çıkıkçı… Her şehirde sınıkçı aileler vardır. Babadan oğla geçer sınıkçılık. Buna da “ocak” denir. Sınıkçı ocağı..
