Bahçe Duvarı

Orada mısın, gözlerinin arkasında?
Evlere kapı önlerindeki terliklere çarpmadan
İçine dökülmüşsün.
Bahçe duvarına oturmuş üzüm yiyen kızların
Saçlarından ve parmaklarından
Parıldayan güneşin
Görmek ne demekse işte onun az ötesinde
İkindiye yaslanmış oğlanların ikbale durduğu
En azından yaz aylarında ta kendisi olan
Kahvaltıyı keserek refakat ettiği
Yeni mekân gerçeği.
Her yerde durup her yere bakılan
Hiç kimsenin diyarı…
Bahçe duvarına oturmuş üzüm yiyen kızların
Tir-i müjganı solmuş, paslanmış
Guruba karşı değil bakışmak
Tesadüfen göz göze gelmek bile tetanos ediyor.
Ormana benzeyen sağduyuya ıslak çoraplarımı asmam gibi
Ben kendimi arındım sandım.
Sandım eriyecek senin ayaklarıma bakman gibi
Aman kırılırsa kırılsın diye omuzlarını
Omuzlarına atman gibi
Çukurlarında gözlerinin
Yıldızların, ayın, güneşin arkasında
Bekârlayan ellerin gibi.
Bana kalırsa sorular geçsin aklından
Taktığın kümeleri çıkar parmaklarından
Kendi rızanla soy patatesleri
“Ne?” defalarca yıkansa da solmaz
Solmaz ama kamyonların üzerinden çek ellerini
Artık örse vursun şahmerdan
Daha makbul kılsın sabahları düştüğün kıytırık uyanmayı
Omuzlarının arasına çekilirken çalı çırpı çıtırtısından.
Gözlerinin arkasında üzüm yiyen kızların
Bahçe duvarından omuzlarının arasına soğurarak
Erdemleyen bir bardak Hindistan yahut
Bir fincan Fas’a
Allah’tan hiç kimseyi çağırmayan
Zaten kimsenin de aynı olmaktan
Bir kere bile dönüp bakmadığı
Bu kapalı pür açıklığına ilgi duyuyor
Açıkçası senden hoşlanıyorum.
Matematik gergin ipinin üzerinde
Bu kadar mahir yürüyen senin gibisini görmedi.
Ayrıca istersen
Sorulabilir kaldırımların ve dağların
Amcasına ve halasına
Ne denli kebir günah olduğu
Bu kadar akıllı olmanın.
Akşam bir sayfa gibi açılıyor
Kalorisi yüksek hayatın üzerine.
Hafif yağmur yağıyor, deniz kenarı üstelik.
Benimle yemeğe çıkar mısın? dedirtiyor durup dururken
Çıkar mısın gözlerinin arkasından?
Akşam ezanından sonra yaşamak
Çok kilo aldırıyor.
