Bacım Biraz Müsaade Eder Misiniz?
Başımdan bir olay geçmişti. Üniversitedeyken fakülte merdivenlerinden arkadaşımla iniyorduk. Birkaç genç kız merdivenlerde konuşuyordu ve merdivenleri kapatmışlardı. “Bacım müsaade eder misiniz? Geçsek.” demiştim. “Ben senin nasıl bacın olurum?” şeklinde cümlelerle terslenmiştim. Üslubum taşra üslubuydu sanırım. Ama bizim geldiğimiz yerlerde kadınlar böyleydi.
Biz, dilin oluşturduğu alan ile toplumda var oluruz. İletişimimizi ve ilişki biçimlerimizi dil ve dilin getirdiği kültürel kodlar ile sağlarız. Kadın erkek ilişki biçimleri ise dilin imkânları ile sağlanır.
Biz Türk’lerde kadın erkek ilişkisi hassastır. Yaş, medeni durum gibi hususlar iki cinsiyet arasındaki ilişkiyi belirler. Yaşlıca bir kadın ya da erkek, sokakta herhangi biri ile iletişim kurarken “evladım, kızım, oğlum” gibi akrabalık bildiren kelimeleri kullanır, küçükler büyüklerine ise “amca, teyze, dayı” gibi kelimeleri kullanır. Bir tamirci evimize geldiğinde yanımızdaki kadına, kadının yaş durumuna göre bazı kelimeleri kullanarak ona hitap eder. Kadın kendinden yaşça küçük ise “kızım”, kadın kendine yakın yaşlarda ve hanımımız ise “yenge” kelimelerini kullanarak onunla iletişime geçer. Bu iletişime geçme erkek üzerinden olur. Bizim karımız olan kişiye direkt adı ya da hanımefendi gibi kelimeleri kullanarak hitap edemez. Çünkü bu alan mahrem bir alandır. Yabancını kadının dil ile dünyasına dahil olması erkek üzerinden olur. Yabancı kişi “yenge, teyze, abla, bacı” gibi kelimeleri kullanarak “Benden sana zarar gelmez” mesajını vermektedir. Doğrudan ilişki biçimlerini Türk toplumunda göremeyiz. Doğrudan ilişkiler sadece gençler arasında olur. Türk gençleri de bu konuya dikkat ederler. Eğer birbirleri ile arasındaki ilişki evlilik gibi bir sonuç doğurmayacaksa birbirlerine “abi, ağabey, abla, bacı” gibi kelimeleri kullanarak hitap ederler. Erkeğin kızda gönlü varsa ve kız erkeğe abi diyorsa bu erkek için çok yaralayıcıdır. İki kişi arasındaki ortak gelecek artık imkânsızdır. “Benden sana zarar gelmez” ya da “Aramızdaki ilişki bundan öteye gitmez” diyen dil, erkeğin de kadının da hududunu belirler. Hudutları kaldırdığımızda ise muğlak ilişkiler başlar.
Türkçe, Müslüman Türk toplumundaki kadın erkek ilişkilerini çok iyi bir şekilde düzenler. Din konusunda hassas olan Türkler diline bu şekilde dikkat etmektedir. Eline, beline ve diline sahip olmak da bununla ilgilidir.
Günümüze gelmek istiyorum. Bugünün İslamcı kadın yazarları erkek üzerinden oluşturulan bu dilden rahatsız olmaktadır. Onlar kendilerini “yenge, abla, bacı” olarak kabul etmezler. Kocaları ya da babaları üzerinden oluşturulan ilişki biçimlerini reddederler. Ev ve aile üzerinden oluşturulan ilişki onlar için hem değersizleşmiş hem de yok hükmündedir. Türk milletinin en güvenilir ve emniyetli alanı ailedir. Biz asırlardır bu emniyetli alan üzerinden ilişkilerimizi tesis ettik.
Türk kadını “madam” olarak varlık göstermeye çalıştıkça düşmanına benzeyecek. Kelimeyi “hanımefendi” şeklinde Türkçeleştirsek de bir “madam” olarak gâvur kadınlar karşısında bir netice alamayacak. “First lady” olarak bile başaracakları bir şey yoktur. Biz yalnızca bacılarımızın, yengelerimizin müspet neticeler alacağına inanıyoruz. Türk kadını milleti ile var olmak istiyorsa, gâvur kadınlara bir çift sözü bir ters bakışı olacaksa “baciyân-ı rûm”da aramalıdır kendini. Garp cephemiz istiklal harbinden sonra dil ile yeniden açıldı. İstiklal harbinde cepheye mermi taşıyan Şerife Bacı’ya hâlâ ihtiyacımız var. Bugünün kadını fikrî sahada cepheye mermi taşımak istiyorsa evin ve ailenin emniyetli alanından bacı olarak hareket etmek durumundadır. Hâlâ “baciyân-ı rûm” nerede derseler, tekrar bir sual etsinler derim.
Kadın erkek ilişkilerinin bu tekinsiz vadisinde erkeklerin kadını bilme şekli, Süleyman Çobanoğlu’nun Aşk ile Hain Kardeş kitabındaki Bacı yazısında değindiği gibi olmalıdır: “Bizim geldiğimiz yerlerde, kadınları dahi üçe ayırırlardı. Evvela sütü helal, eti haram vardı ki, bu ana idi. Peşinden eti helal, sütü haram gelirdi ki, bu da insanın helalliği, karısı idi. Nihayet, hem eti, hem de sütü haram olan olurdu ki, bu da bacı idi. Bunlardan maada dünyada kadın yok idi.”
